Selam garip insanlar
Masa başına oturup, bana göre uzun uzun yazmayalı biraz oldu. Her yazımı yazarken ki gibi yine depresif dönemimdeyim. Bugün sadece dertleşmek, kafamdan ne geçiyorsa onu yazmak istiyorum. Pek okunası bir yazı olacağını sanmam. Yani ben olsam okumazdım, ölü bir eser çıkaran yazar/şairler gibi sadece kendi kendime konuşuyorum şu an.
Bayağıdır üzerimde vardiyalı depresiflik dönüyor. Günümün hiçbir bölümünde sabit bir psikolojide değilim. Tek sabit olan şey beynimin sürekli üzgünlük oluşturmaya çalışması. İktisatçı Keynes'in "Keynesyen ekonomi" teorisi gibi beynim bir sorun bul, yoksa oluştur biçimde çalışıyor. Tabir-i caizse osuruktan teyyare sorunlar ile kafamı yorup gereksiz stres yaşıyorum. Gün içinde yanından geçerken gülümsemediğim insanın nasıl hissettiğine kadar düşünüyorum. Sürekli insanlar arasında yaygınlaşan profil oyununa adapte olmaya çalışıyorum. Kendime bir yer arıyorum insanların içinde. "Ben acaba neyim?" sorusu beynimde çin işkencesi gibi belirli aralıklarla yankılanıp duruyor. Kendime garip gelen davranışları acaba başkası da yapıyor mu ya diye sorup duruyorum kendime. Çırpınıp durduğumuz 3-5 değer, hep ihlal ettiğimiz sonunda kendimize saygımızı kaybettiğimiz kurallarımızın genelinden mi ibaret acaba hayat? Soruyu sorup da cevabını araştırmaya tenezzül etmediğim her soru beynimde birer mermi etkisi yaratıyor. Üst üste biriken sınav konuları gibi hiçbirinin cevabını yetiştiremiyorum. Cevabı ararken soruyu unutuyorum.
Elime geçen her yeni şeye karşı heveslerimi yitirip, tekrardan yeni şeyler istiyorum. İnsanlığın olayı sürekli hevesle yeni bir şeyler elde edip, sonra ondan soğumaktan ibaretse yaşamaya değer bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Eskiden insanlar bilgi edinir, bunu birileri ile tartışır yeni şeyler ortaya çıkarmaya çalışır, muhalefet oldukları şeyleri yıkmaya çalışırdı. Artık öğrendiğimiz şeyleri tartışmıyoruz, tartışsak bile bir şey değişmiyor. Tüm sektörlerin kanı emilmiş resmen. Her konu hakkında nesnel bir fikir söylenmiş. Fikrin nesnelini söylemiş abi adamlar. Karikatürlerde geçen "kafandaki soru işaretini kelleni alarak yok edebilirim" şeklinde işleyen muhalif kişilere fikri kabul ettirme yaygınlaşmış. Günlük sohbetin kalitesi içilen kahvenin markasını konuşmaktan öteye geçemez olmuş. Yapılan işler bitse de yatsak edasıyla bitirilir hale gelmiş. Yaşama hevesi asgari değere indirilmiş. Bir şeyler kapıp, iki üç çiçek koklanıp sonlandırılan yaşam, patronların ceplerinden artan 3-5 kuruşu yakalayarak onu da yaşadıkları ülkenin hükümetine ödeyerek hayatın sonunu bekleyen bir nesil şu an yaşlanmış ve nihai gayelerini yerine getirmek için 2.20mlik bir boşluğa girmeyi bekleyen zatlara dönüşmüşler. Tüm duyguların içi boşaltılmış, sözde savundukları "ahlak" değerleri olan insanlar, gömdükleri şeyleri över, sövdükleri şeyleri öper olmuş. 10 yaşında daha bilinci oturmamış çocuğun başını kapatıp din öğretir olunmuş. Hayatta bir yaşama amacı bulmuş insanın hevesini kırmak için çukuru kazılır olunmuş. Artık mutlu yaşamak için gamsız olmak gerekiyor. Artık çocukların bile örnek alınan saf duyguları, saflığını çevresinde gördükleri sahte oyunlara yerini devretmiş durumda. Çocuk olmak güzel de, çocuk olduğunu bilmediğin sürece.
Esen kalın.